Pazartesi, Ocak 30, 2006

YTL'ye Geçişin Etkisi ?

YTL’ye geçeli bir yıldan fazla bir zaman oldu. Çoğumuz hala, milyonlardan liralara, liralardan kuruşlara geçemedik. On YTL'den aşağı değerdeki mallar için fiyatı Yeni Kuruş üzerinden söyleyip okumadıkça YTL'ye uyum sağladık diyemeyeceğim. 1.50 YTL'lir bir malın fiyatı "YÜZELLİ KURUŞ"tur. Hangimiz böyle okuyoruz?

Algılamaların hakim olduğu yerde, gerçekler geri çekilirmiş. İnsan ilişkilerinden, pazarlamaya, politikadan ekonomiye durum böyle.
İstatistiklere göre düştüğü ileri sürülen enflasyonun henüz cebe yansımadığına dair şikayetler de dillerden düşmüyor. Bunun altında, “gerçek enflasyon”dan farklı bir “algılanan enflasyon”un varlığı yatıyor olabilir mi?
Mark’tan Euro’ya geçtiklerinde Alman halkı, aynı bizdeki gibi “enflasyonun cebe yansımadığını” görerek, yeni paraları Euro’ya “Teuro” lakabını taktıklarını biliyor muydunuz? (Almanca’da “teuer” pahalı demek.)
İsviçre’deki Freibourg Üniversitesinden Hans Wolfgang Brachinger, algılanan enflasyon üzerine bir çalışma yapmış. Alman Federal İstatistik Bürosunun 2004 yılındaki bir çalışması Alman Markının son ikibuçuk yıllık döneminde Tüketici Fiyat Endeksinin % 4,3, buna mukabil, Euro’nun ilk iki yıllık döneminde % 3,3 arttığını ortaya koymuş. Yani, buna göre, Euro’ya geçildiğinde enflasyon artmamış, düşmüş.
Brachinger kendince bir “algılanan enflasyon endeksi” geliştirmiş. Bu maksatla, önce fiyat değişiklerini belli referans fiyatlara göre “arttı” veya “eksildi” şeklinde yeniden kodlamış. İkinci olarak “artış” ve “azalış”ları asimetrik olarak değerlemiş. Üçüncü aşamada, fiyat değişikliklerini satın alma sıklıklarına göre ağırlıklandırmış. Analizinin son aşamasında Euro’ya geçişten sonraki dönemdeki enflasyonu belirlemek için çeşitli kalemlerin düzeltilmiş DM fiyatları üzerinden bir değerlendirme yapmış.
Sonuçta, “Teuro” algılamasının pratikte gerçek olduğunu, sık satın alınan mallardaki fiyat artışlarının Haziran 2001-Ocak 2003 döneminde ortalamanın üstünde bir artış gösterdiğini görmüş. Ama, bir şey daha farketmiş. Analize dahil ettiği malların (nispeten sık satın alının mallar) % 80’inin fiyatları Euro’ya geçişten önce 2001 yılında oluşmuş. Algılanan enflasyon gerçekten Tüketici Fiyat Endeksinden daha yüksek bulunmuş. Fakat, bunun suçu Euro’ya değil başkasına aitmiş.
Aşağıdaki grafik, manzarayı gözler önüne seriyor. Sarı çizgiler, algılanan enflasyonu, diğeri tüketici fiyat endeksini gösteriyor.
Ne dersiniz?
YTL için benzer bir araştırma yapılsa nasıl bir sonuç çıkar?

Pazartesi, Ocak 23, 2006

Netten Çingene Pazarlığı mı Olurmuş?

"Birgün gelecek, Kayseri ya da Çingene pazarlığını net ortamında da yapacağız." deseler, inanır mıydık? İnanalım. Artık, netten bir ürünü inceleyip, ardından ücretine bakıp, "ya neyse istemiyorum" dediğinizde, sayfayı kapatmaya çalışırsanız karşınıza, "Ürün incelemesi için oldukça vakit geçirdiniz. Sizin vereceğiniz fiyat nedir?"mealinde bir sayfa açılıyor ve başlıyorsunuz pazarlığa. Ben olayı sevdim ve destekliyorum. Hadi hayırlısı:)

www.lingvosoft.com adresine giriyorsunuz. Herhangi bir ürünle ilgili detay bilgi sayfasına giriyorsunuz sonra da pencereyi kapatıyorsunuz ya da başka bir adrese bağlanmayı deniyorsunuz. Hemen karşınıza bir pop-up pencere çıkartıyor. (Tabii Explorer’ın pop-up pencerelerin engellenmiyor olması lazım. Bu özellik açıksa geçici olarak iptal edebilirsiniz.)

Cumartesi, Ocak 21, 2006

Gelecekte Pazarlama... (2)

Gelecekte Pazarlama... (1) başlıklı yazıyı okudunuz mu?

Pazarlama daha iyi, daha doğru anlaşılacak. Pazarlama ile satış arasındaki farkı fark edenler çoğalacak. Pazarlama yaptığını zannedenlere, “sen aslında pazarlama mazarlama değil, düpedüz satış yapıyorsun” deyip itiraz edenlerin sayısı artacak. “Pazarlama” ile “pazarlamamsı” arasında ayrım daha belirginleşecek.

Pazartesi, Ocak 09, 2006

Gelecekte Pazarlama ... (1)

İş dünyasında seçilmiş üçbinden fazla adrese “kişiye özel” olarak gönderilen Sabah Business’in Şubat 2005 sayısında “Varsayın ki Üfürüyorum” başlığıyla bir yazım yayınlanmıştı. Aradan geçen bir yıldan sonra yazdıklarımı tekrar ele alayım istedim. Dahası, “Müşteri Aşıkları” bu konularda ne diyor, onu da görelim arzu ettim. O yazıyı parça parça burada dikkat, ilgi, arzu ve eyleminize sunacağım.
Yazının girişi ve ilk “üfürüğü” şöyleydi:

Yeni bir yıl daha başladı. İş dünyasında yeni yıl için strateji hazırlıkları aslında Kasım ve Aralık aylarında başlamıştı. Zamanında 2005’e hazırlanmayanlar, bu yeni yılın en azından ilk çeyreğini kaçırdılar. Kaçırılanlardan ne kadarını kurtarırsak kârdır.
Bu yazıda, ben de pazarlamanın kendisine stratejik gözle bakarak, “Gelecekte Pazarlama”nın, nereye gideceğine dair düşüncelerimden bir kısmını “Sabah Business” dergisinin okurlarıyla paylaşmak istiyorum. İşte benim gözümle bu memlekette “Geleceğin Pazarlaması”nın temel taşları:

Daha çok kişi, pazarlama için “Büyüksün” diyecek. Hangi açıdan, hangi boyuttan, hangi değişkenle ele alınırsa alınsın, gelecekte pazarlama hem dünya çapında hem de bizim ülkemizde daha “büyük” olacak. Pazarlama ile ilgilenen kişi sayısı, pazarlama faaliyetlerine ayrılan bütçeler, pazarlamanın getirileri, pazarlamadan bahsedilme sıklığı, pazarlamanın etkileri, pazarlamadan etkilenenlerin sayısı ve benzeri konularda pazarlama daha da “büyüyecek”.

Cumartesi, Ocak 07, 2006

Yazmak lazım

Açıkçası bende selim bey gibi düşünüp yazmaktan kaçıyorum galiba. Ama yazmak lazım.

O zaman bir soru sorayım.

Sizce 2006 da en trendy olacak şeyler nelerdir.

Markalar yada ürünler olabilir.

Gelecek tahminlerinizi alalım lütfen

Cuma, Ocak 06, 2006

Tutukluk!

Kendi bloğumda atıp tutuyorum da, bu bloğun adı hem "pazar" hem "akademi" olunca, yazmak için biraz kendimi toparlama ihtiyacı hissediyorum. Bir de ortaklığın yol açtığı sorumluluk duygusu... İhmalden değil. Klavyem üretken sayılır, ama kısa bir süre faremin tırtıklamasına izin verin.

Perşembe, Ocak 05, 2006

Günlüğe Not Düşmeye Davet

Buranın Açık Pazar olduğunu "akan yazı" ile duyuruyoruz. Pazarın açıklığını ispatlayabilmek için üyelerimizin katkıda bulunmalarına ihtiyacımız var.

Bilgi dünyamızın, "Klavye"den ziyade "Fare" ağırlıklı olduğuna dair bir görüşü, yeri ve zamanı gelince tekrarlarım. "Fare" tüketir, "Klavye" üretir.

Farelerden Klavyelere...

Çarşamba, Ocak 04, 2006

Türkiye Pazarlama Derneği ?

Ejderha Zamanı'na blogun görünümünün geliştirilmesine yaptığı katkılar için teşekkürler.
Kendi blouğunda sorduğu soruya buradan cevap vererek, PAZARLAMA AKADEMİSYENLERİ'nin de görmelerini kolaylaştırmak istedim.
Türkiye'de bir de
"Türkiye Pazarlama Derneği" adında üyeleri arasında akademisyenlerin çoğunlukta olduğu ve ne yazık ki, bazı akademisyenlerin üye olmadıkları veya üyelikten ayrıldıkları bir dernek daha var.
Bildiğim kadarıyla bu memleketteki ilk pazarlama derneğidir. Adının başına "Türkiye" yi de alabilmiştir.
Fakat yıldan yıla yapılan seçimlerden başka bir faaliyeti olduğundan en azından ben haberdar değilim.
Resmen ben de Türkiye Pazarlama Derneği'nin üyesiyim.
Pazarakademi izleyicilerine saygıyla, sevgiyle duyurulur.

Salı, Ocak 03, 2006

Kurdeleli açılış

Kurdeleli açılışımızda olsun istedim . Blog tasarımımız da bitti nihayet :)
Buranın sanal bir pazarlama akademisi olmasını diliyorum.
Ve İsmail Hoca'ya bizi böyle bir mekana kavuşturduğu için teşekkür ediyorum.
Hayırlı olsun.
CengizHan

Pazartesi, Ocak 02, 2006

Öğreneceğiz...

Ejderha Zamanı mail göndermiş. Çünkü......

Hocam yeni açtığınız bloga (Pazarakademi) yorum yazacaktıma ama yorum seçeneği kapalı. Sadece Contributors yorumuna izin var.
bende yorumumu böyle gönderiyorum:


Hayırlı olsun hocam. Güzel bir fikir olmuş.Yılın ilk gününde sevindirici bir haber bu.

Sadece akademisyenler yazmayacak değil mi hocam ;)

Hocam ben de bu blogta sesimle ve yüreğimle var olmak isterim.

Kolay gelsin.


Mutlu insanların öyküsü yok mudur? Ejderhanın zamanı geldiğinde belki.
[Ejderha Zamanı]


Teşekkürler...
Hatamızı düzelttik. Şimdi "herkes" yorum yapabilir. Bekliyoruz.

Pazar, Ocak 01, 2006

Kurdelesiz Açılış

İbrahim Kırcova TRKPA üzerinden "Pazarlama Camiası" tabiriyle yeni yılımızı tebrik etmemiş olsaydı, bu mesajı yazmak hiç aklıma gelmezdi. Sağolasın Kırcova!
Madem ki bir "camiamız" var, bu camianın sesi de daha gür çıkmalı.

Gothe'nin bir sözü var:
"Nerede durduğumuz değil, ne yöne gittiğimiz önemlidir."

Camia olarak durumumuzu, duruşumuzu ve istikametimizi belirleyebilmek için daha fazla yazmaya, yazışmaya, konuşmaya, konuşturmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bloglar alemi bize bu fırsatı sunuyor. Ne demişler? "Fırsatlar bir yere kaçamaz; kaçan fırsatları başkaları yakalar."

2006'nın bu ilk gününde, önemli bir iş yapıp, herkese açık bir blog başlatabilir miyiz?

Bu soruya benim cevabım, çoktaan "evet" oldu. "pazarakademi.blogspot.com" adresinde yeni bir blog bir kaç dakika önce açıldı.

Hepinizi, açılışını biraz önce, dünyanın en az katılımlı mütevazi bir töreniyle, yani tek başıma yaptığım bu bloga katkıda bulunmaya davet ediyorum. Bu blog hepimizindir. Dileyenler, dilediklerince seslerini duyurabilirler.

Sesinizi başkalarına da duyurmak konusunda bir problemle karşılaşırsanız yardımcı olmaya hazırım.

Yeni yılda bütün "Müşteri Aşıklarına" başarı ve mutluluklar diliyorum.